|
Malatya, Osmanlı Devleti yönetimi altında
bir süre güvenlik içinde yaşadı. 1577'de Suriye'de Şam Diyade
adlı Türkmen aşiretinden bir kişi, Şah İsmail olduğunu ileri
sürerek ayaklandı. Malatya yöresinde toplanmış olan Türkmenler
de ona katıldılar. Başkaldıranların sayısı 50 bini aşmış ve
bunlar Kırşehir yöresine kadar ilerlemişlerdi. Osmanlı Devleti
bu ayaklanmayı güçlükle bastırabildi. Bu tarihten sonra, Osmanlı
Devleti'nin İran'la savaşta olmasından yararlanan asiler,
Malatya'da sürekli isyan halinde olmuşlar ve yöreye çok büyük
zararlar vermişlerdir.
Malatya'da Osmanlıların yaptığı ilk sayım 1518 tarihlidir.
1530'da ikinci, 1560'ta üçüncü sayım yapılmıştır. 1530'da kent
nüfusu 7300 kadardı. 1560'ta ise, nüfus 8700'ü bulmuştu. Bunun
1300'ünü Ermeniler oluşturuyordu. XVI. yy ortalarında Malatya'da
32 mahalle vardı. 1838'de Doğu Anadolu'daki Osmanlı orduları
komutanı Hafız Paşa, karargâhını Harput Mezra’dan Malatya'ya
taşıyınca, Eski Malatya tamamen terk edilme sürecine girdi.
Ordunun Eski Malatya'da meydana getirdiği tahribattan sonra halk
bir daha buraya gitmeyerek, bağların yoğun olduğu Aspuzu
yöresine yerleşti. Bu yöre, Malatya olarak gelişmeye başladı.
Malatya, XIX. yy sonuna kadar küçük bir kent olarak kalmış, asıl
önemli gelişme Cumhuriyet döneminde olmuştur.
Malatya yöresi, Osmanlı Devleti'nin klasik döneminde Maraş
eyaletine bağlı bir liva idi. 1847'deki yeni şekillenmede,
Malatya livasının bu kez Harput eyaletine bağlandığı
görülmektedir. 1867'deki Vilayet Nizamnamesi, 1847'deki
şekillenmeyi tamamen değiştirdi. Yeni düzenlemeye göre, Malatya
liva (sancak) olmaktan çıkıyor ve kazaya dönüşüyordu. Bu dönemde
Malatya kazası, Diyarbekir (Diyarbakır) vilayetinin Mamuret-ül-Aziz
sancağına bağlandı. 1877 Devlet Salnamesi (Devlet Yıllığı),
Malatya'nın Diyarbekir vilayetine bağlı bir sancak durumuna
geldiğini yazmaktadır. 1892 Devlet Salnamesi ise, Malatya
sancağının Diyarbekir vilayetinden alınarak Mamuret-ül-Aziz
vilayetine verildiğini belirtmektedir.
|