|
DÜNYACA ÜNLÜ
MALATYA KAYISISI VE İNSAN SAĞLIĞINA YARARLARI

Malatya ve kayısı ismi o kadar iç içe girmiştir ki, Malatya
denince kayısı, kayısı denince Malatya akla gelir. Hemen hemen
tüm yerleşim yerleri büyük bir bahçe görünümünde olan Malatya'da
meyveciliğin büyük bir bölümünü kayısı bahçeleri oluşturur
Evliya Çelebi'nin de Seyahatnamesi'nde belirttiği gibi, küçük de
olsa her Malatyalının bir kayısı bahçesi bulunmaktadır.
Malatya'da kayısı yetiştiriciliğinin bu denli gelişmesinde doğal
koşulların büyük bir etkisi vardır.
Bunun yanında, ilin çeşitli yönlere doğru uzanan kara ve
denizyollarının kavşak noktasında olması da, kayısıcılığın
gelişmesinde rol oynayan önemli faktörlerden biridir. İlin doğal
şartları, su, toprak ve nem özellikleri, kayısı tarımına son
derece elverişlidir. Bu şartlar, ilimizde yetişen kayısı
ağaçlarının ülkenin başka yörelerindekilere göre daha büyük ve
uzun ömürlü olmasını sağlamıştır. İlimizde yetiştirilen
kayısılar başka illerimizde ve dış ülkelerde yetiştirilmeye
çalışılmıştır, fakat bütün bu çalışmalarda olumlu bir sonuca
ulaşılamamıştır.
Kayısının aşılanmamış türüne "zerdali" denir. Zerdalinin bir
çok çeşidi olup çekirdekleri acıdır. Kayısı ağacının ortalama
20-25 yıllık bir yaşam süresi vardır. Bu ağacın, dikilen
çitilinden beş yıl sonra meyve alınmaya başlanır. En verimli
yılı ise, dikildikten oniki sene sonradır. Malatya'da kayısı
yetiştiriciliğinin en önemli sorunu, don ve dolu olaylarıdır.
Çok hassas bir bitki olan kayısı ağacı, bilgili bakım, bol gübre
ve sıcak yaz günlerinde 20-25 günde bir sulama isteyen bir
ağaçtır.1980 yılındaki bir değerlendirmeye göre Malatya, kuru
kayısı üretiminde dünya çapında ilk, yaş kayısı üretiminde ise
(dağılmadan önceki durumu ile) SSCB'den sonra ikinci sırayı
almaktadır.
Bu değerlendirmeden çıkan sonuç da, Malatya'daki kayısı
yetiştiriciliğinin önemini belirtir.limizde yetiştirilen
kayısının %95'i kurutularak dış ülkelere satılmakta, ülkemize ve
ilimize önemli miktarda "döviz" denilen dış para
kazandırmaktadır.
Malatya'da yetiştirilen kayısı çeşitlerinin başlıcaları şunlardır:
Cöloğlu, Hacıhaliloğlu, Soğanoğlu, Kaba aşı, Sarıkız, Tosunoğlu,
Tokaloğlu, Şekerpare, Yeğen, Hasanbey, Hacıkız, Hüdayi
(Zerdali). Her bir türün tadı, kokusu, büyüklüğü ve lezzeti
diğerlerinden farklıdır.
Bu kayısılar yaş ve kurutularak tüketildiği gibi, pestil, reçel,
marmelat, lokum ve pulp yapılarak de değerlendirilir.
1. Beynin yorulmasını önleyip, daha düzenli çalışmasını sağlar.
Stresi azaltır.
2. Vücudun en önemli depo ve laboratuarı sayılan karaciğerin tahrip olan
kısımlarının tamirini sağlar.
3. Dişlerin daha sağlam ve kuvvetli olmasında çok önemli etkisi
vardır. (Evliya Çelebi, Seyahatnamesi’nde, Malatyalıların büyük
çoğunluğunun dişlerinin inci gibi olduğunu söyler, herhalde
bunda kayısının etkisi olmalıdır.)
4. Kan yapımını artırarak, kansızlığa engel olur
5. Mide ve oniki parmak bağırsağı ülserinin meydana gelmesine engel olur
ve bu arada meydana gelmiş ülserin iyileşmesinde de rol oynar.
6. Böbreklerde taş oluşmasını önler.
7. Üreme sistemi üzerinde olumlu rolü bulunur.8. Kansere karşı
koruyucu bir etkiye sahiptir.
9. Kalp kaslarını kuvvetlendirir. Daha düzenli olarak çalışmasını sağlar.
Klinik ölümdeki reanimasyon çalışmalarında kalbin cevap
vermesinde de etkilidir.
10. Kayısı suyu içen çocukların, özellikle matematik, fizik ve kimya
derslerinde öteki öğrencilere göre daha başarılı olduğu, orta
yaş insanların da bu suyu içmesi durumunda gün boyu zindeliğini
koruyabildiği bilim adamlarınca yapılan deney ve araştırmalar
sonucu ortaya konulmuştur.
Ülkemiz insanı arasında, kayısı gibi insan sağlığı ve beslenmesi
üzerinde çok olumlu yararları olan bir meyvenin, ne yazık ki,
değeri yeteri kadar bilinmemektedir.
Son yıllarda bu meyvenin yararları başta Avrupa ülkeleri
olmak üzere, ABD ve dış ülkelerce keşfedilmiştir. Dış ülkeler
önemli oranda Malatya’mızın kayısısını alarak tüketmektedirler.
Bizim isteğimiz, yerli halkımızın da, bu meyvenin aşağıda
sıraladığımız olumlu özelliklerinden yararlanmak için bu meyveyi
tüketmeleridir. |