|
Cumhuriyet'in ilanından sonra Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk,
Yurt çapında büyük bir kalkınma hamlesi başlatır. Eğitim ve
öğretimde seferberlik de buna paralel olarak başlatılır ve
yürütülür.
Yüce Önder'in : "Cumhuriyet'i biz kurduk, yaşatacak olan,
sizlersiniz" ve " Milletleri kurtaranlar, yalnız ve ancak
öğretmenlerdir." özdeyişini ve direktifini alan genç Türk
öğretmeniyle birlikte İlimizin genç öğretmenleri de bu eğitim ve
öğretim seferberliğine yürekten katılır, gecesini gündüzüne katarak
halkımıza okuma yazma öğretmeye çaba sarf ederler.
Ne yazık ki ulusumuz, Kurtuluş Mücadelesinden henüz yeni
çıkmıştır. Halk açlık ve yoksulluk içerisinde kıvranmaktadır.
Cumhuriyet'in ilanı ile birlikte var olan medreseler ve başlangıç
okulları (ibtidaiyeler), Atatürk'ün emriyle Cumhuriyet okullarına
dönüştürülür, yeniden yapılanma sürecine alınırlar.
İlimizde o sıralarda eğitim ve öğretime açık beş adet ilkokul
vardır. Şu anda Belediye İşhanı olan binanın yerindeki Fırat
İlköğretim Okulu, şu anda Mustafa Necati İlköğretim Okulunun yerinde
Cumhuriyet İlköğretim Okulu, Hidayet Mahallesi'nde dört yol ağzında
kalıp yıkılmış ve sonradan yeri değiştirilmiş olan Hidayet
İlköğretim Okulu, şu anki yerinde eğitim yapan Gazi İlköğretim Okulu
ve halen eski yerinde eğitim ve öğretime açık olan Derme İlköğretim
Okulu.
O dönemi hafızalarda daha belirgin hale getirmek için
bu okulların durumlarını biraz daha açmak gerekir. Fırat İlköğretim
Okulu, Cumhuriyetten önce Yeni Camii'nin medresesi konumundadır ve
adı Emirahmetoğlu Medresesidir.
Cumhuriyet'in ilanı ile birlikte İlimizin doğusundan geçen ve
Malatya-Elazığ sınırını çizen Fırat Nehri'ne izafeten bu medresenin
adı Fırat İlköğretim Okulu olarak değiştirilir ve Cumhuriyet okuluna
dönüştürülür.
Derme İlköğretim Okulu, 1901 yılında Kızlar Okulu olarak
yapılmıştır. O da Cumhuriyet Okuluna dönüştürülür. Okulu o zamanın
Valisi Nasuhi Paşa yaptırmıştır. Okulun önündeki caddeyi de Nasuhi
Paşa açtırır. Paşanın adına İzafeten caddeye Nasuhi Caddesi denilir.
Cumhuriyet'in ilanıyla Kızlar Okulu'nun adı değiştirilip önünde
açılan caddeyle anılarak Yeniyol İlköğretim Okulu adını alır. Bu ad,
beğenilmez. Okulun Malatya'yla özdeş bir adla anılması tezi ileri
sürülür ve ilimizin içinden geçen Derme suyunun adı verilir. Okul,
bugünkü adı olan Derme'ye kavuşmuştur.
Bu sıralarda Malatya'da sıtma ve trahom hastalıkları çok
yaygındır. Dönemin Vilayet Makamı, aldığı bir kararla Derme
İlköğretim Okulu'ndaki tüm sağlıklı öğrencileri Fırat İlköğretim
Okulu'na nakleder. İl çapında ne kadar trahomlu öğrenci varsa Derme
İlköğretim Okulu'nda toplanır ve burada eğitim ve öğretime
alınırlar. Eğitim ve öğretimleri sürerken aynı anda tedavilerine de
devam edilir. Okulun adı, bu uygulamaya bağlı olarak halk arasında
Trahom Mektebi'ne çıkar.
Derme İlköğretim Okulu'nun sağlıklı kız ve erkek öğrencileri
Fırat İlköğretim Okulu'na nakledilir. O güne kadar Fırat
İlkokulu'nda erkek öğrenciler öğrenim görmektedir. Bu zorunlu
öğrenci nakli olayı, okulun kaderini değiştirir ve okulda karma
eğitim başlamış olur.
Hidayet İlköğretim Okulu, Hidayet Mahallesindeki dört yol
ağzında kerpiçten harap bir bina olarak eğitim vermektedir. Okulun
adı, bulunduğu mahalleden dolayı Hidayet Mektebi diye anılmaktadır.
Bina, yılların yıpratmasına dayanamaz ve yıkılacak duruma gelir.
Dönemin Milli Eğitim (Maarif) Müdürlüğü, okula yakın bir boş araziye
barakalar inşa ettirerek eğitim ve öğretimi bu barakalara nakleder.
Ancak Malatya'nın yazın sıcak ve kurak, kışınsa soğuk ve ayaz
iklimi, öğrencileri rahatsız eder, eğitim ve öğretimi engeller.
Öğrenci velileri, bundan şikayetçi olur. Halkın şikayet ve baskıları
sonucunda, eski okulun beş yüz metre aşağısındaki bir bahçe içine
yeni bir bina yapılır ve öğrenciler bu defa burada eğitim ve öğretim
yapmaya başlarlar.
Sıtmapmarı semtinde bulunan Sülukoğlu Camiinin karşısındaki arsaya
bir ilkokul yapılır ve adı Mustafa Necati olarak konulur. Atatürk'ün
bu sıralarda yurt çapında bir direktifi yaygınlaşmıştır. Her ile
Cumhuriyet okullarını temsilen bir okul yapılacaktır, adı da
Cumhuriyet İlkokulu olacaktır. İlimiz Maarif Müdürlüğü bu emri
derhal uygulamak ister ancak, buna uygun bir bina ve ödenek yoktur.
Pratik çözüm olarak Mustafa Necati İlkokulu bünyesinde Cumhuriyet
İlkokulu'nu da açarlar. Bu bina, zamanla iki okula dar gelmeye
başlar. Yetkililer, Cumhuriyet İlkokulu'nu Mustafa Necati
İlkokulu'ndan ayırmak için Sıtmapmarı Semti'nde şu anki yerde
Cumhuriyet İlköğretim Okulu binasını yaparlar. Binanın bitimini
takiben Cumhuriyet İlköğretim Okulu'nu geçici binasından
Cumhuriyet'in 10. Yılında Büyük Önder Atatürk, o ünlü 10. Yıl
Nutku'nu Ankara'da irad eder. On yıllık faaliyetlerin dökümünü,
tespitini yapar ve şöyle buyurur: "Milli Eğitim işlerinde mutlaka
muzaffer olmak lazımdır. Bir milletin hakiki kurtuluşu, ancak bu
suretle olur." direktifini verir. Her ile Cumhuriyet'in 10.Yılı
vesilesiyle bir örnek okul açılacaktır. Ancak bu okul, özellikle
mimarisiyle diğer okullardan farklı bir görünümde olacaktır. Bu
direktif, Malatya Valiliği tarafından da süratle yerine
getirilecektir. Bu okul için yer aranır. Bugünkü okulun yerinde,
askeri mühimmat deposu vardır ve bina tek katlı kerpiç bir yapıdır.
Milli Eğitim Müdürlüğü, bu binanın kerpiçten bölümünü yıktırır.
Temeli kesme taştan bu binanın üstüne şimdiki Gazi İlköğretim Okulu
yapılır. Binanın gerek mimarisi, gerek taştan yapı malzemeleri, onu
diğer yapılardan farklı kılar. O yılarda Malatya Valisi, Nevzat
Tandoğan'dır. Sanat şaheseri bu bina, bir yıl gibi kısa bir sürede
yapılıp bitirilir. 1933 yılında eğitim ve öğretime açılır. Adı da
Gazi Mustafa Kemal’e izafeten Gazi İlkokulu olur. Türkiye'ye bir
dönemler damgasını vurmuş Malatyalılar, bu seçkin ilkokuldan mezun
olurlar. Bunlar arasında 8. Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal, ünlü
siyaset adamları Hüsnü Doğan, Hasan Celal Güzel gibi önemli
şahsiyetleri saymak mümkündür. 8. Cumhurbaşkanı merhum Turgut
Özal'ın annesi, Cumhuriyetin ilk öğretmenlerinden Hafıze Özal da bu
okulda öğretmenlik yapmıştır.
Malatya merkezinde o dönemlerde beş ilkokulda eğitim ve
öğretim yapılmaktadır. Bunlar; Gazi, Derme, Fırat, Hidayet ve
Mustafa Necati İlkokullarıdır. Daha sonra bunlara Cumhuriyet
İlkokulu katılır.
Malatya merkezindeki öğrenciler, okumadan yana şanslı
sayılırlar ancak il merkezi dışındaki öğrenciler için bunu söylemek
pek mümkün değildir. Yeşilyurt İlçesi öğrencileri, Tecdeli
öğrenciler yaya olarak il merkezine gelir, iki saat boyunca yürür,
eğitimlerini aldıktan sonra tekrar ikamet yerlerine dönerlerdi. O
dönemlerde Malatya'da kışlar pek çetin geçerdi. Öğrenciler, bir iki
metre karla, tipiyle ve vahşi hayvanlarla da boğuşmak zorundaydılar.
Cumhuriyetin ilanının beşinci yılında (1928'de) Harf Devrimi
gerçekleştirilir. Yeni harflerle eğitim seferberliği başmamıştır.
Yüce Önder Atatürk, 1928'de Harf Devrimini başlatır. Meclis,
kendisine Millet Mektepleri Başöğretmenliğini verir. Mustafa Kemal,
yeni Türk Alfabesini öğretmenlere ve halka bizzat kendisi öğretmeye
başlar. Okuma çağına gelen çocuklar, eğitim ve öğretime bu yeni
harflerle başlarlar. Yüce Önder Atatürk, tüm yetişkinlerin de eğitim
ve öğretime alınmaları direktifini verir. Böylece Millet Mektepleri
açılır. İlkokullar bünyesinde açılan bu okullara, eğitim ve öğretim
yaşı geçmiş insanlar alınacaktır. İlimizde de bu doğrultuda
organizeler yapılır. Yıllarca Arap harfleriyle eğitim veren
öğretmenler, yeni Türk harflerini öğrenmeleri için yetiştirme
kurslarına alınırlar. Ardından gündüzün ilkokul öğrencilerine eğitim
verirler, gece de yetişkinleri eğitirler. Bunun adı, eğitim
seferberliğidir...
O dönemlerde ilkokul öğretmenleri Özel İdare'ye bağlıdırlar.
Buradan maaş almaktadırlar. Maaşları üç ayda bir ödenmektedir.
Millet Mekteplerine ödenek ayrılamamıştır. Yetişkin eğitimine ödenek
ayrılamadığı için öğretmenler, bu hizmet için herhangi bir ücret
almazlardı.
Bu dönemde devrin Milli Eğitim Bakanı (Maarif Vekili) Malatya
Darende'li Mustafa Necati, Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nu Atatürk'ün
direktifleriyle çıkartır, eğitimi karma şekle dönüştürür,
öğretmenler için kıyafet genelgesi yayınlar. Öğretmen Kıyafetnamesi
adlı genelgenin içeriğinde öğretmenler için resmi kıyafet olarak
ceket, pantolon, gömlek ve kravat öngörülmektedir. O dönemin Malatya
Valisi Nevzat Tandoğan, kıyafet genelgesi doğrultusunda Özel
İdare'ye direktif verir ve öğretmenlere kıyafet almaları için birer
maaş ikramiye verilmesini sağlar.
O dönemlerde Malatya'da şu anki Milli Eğitim Müdürlüğü
binasının yerinde Malatya Lisesi eğitim ve öğretim görmektedir. 1931
yılında, Cumhuriyet öncesi medrese olan bir yapının üzerine kurulan
Malatya Lisesi, ortaokul olarak eğitim ve öğretime başlar.
Bünyesinde, Milli Eğitim Müdürlüğü görev yapmaktadır. Normal eğitim
vardır. Ortaokul ve Lise, üçer yıldır. 1931 yılına kadar tek şube
O dönemlerde ortaokulu bitirenler, genelde memur olurdu. Lise
mezunları yedek subay olarak askerlik yaparlardı. Ayrıca belirli bir
kurs görerek nahiye müdürü ve kaymakam olurlardı. Malatya Lisesinin
ortaokul kısmını bitirenler, Tapu Kadastro okulunda bir yıl okuyup
Fen Memuru, lise mezunları ise iki yıl okuyup Tasarruf Memuru (Tapu
Memuru) olurlardı. Malatya'da Tapu Kadastro Okulu olması nedeniyle
ilimiz, 1926 yılında ilk defa kadastro gören şehir olur.
Malatya Lisesi'nin ortaokul ve lise kısmı öğrencileri 1937
yılında Atatürk'ün Malatya'ya ikinci gelişleri nedeniyle Yüce
Önder'i karşılamak için yaya olarak tren istasyonuna götürülürler.
Başlarında ünlü edebiyatçı Vasfı Mahir Kocatürk vardır. Atatürk,
burada karşılanır ve akşam saat 22.00'de trenle Diyarbakır'a hareket
eder.
O dönemlerde de en gözde yabancı dil, Fransızca'dır. O
dönemde resmi tatillerde Malatya Lisesi öğrencileri, Kernek Havuzu
yanında pikniğe götürüldü. O zamanlar l Mayıs, resmi tatildi.
Malatya Lisesi öğrencileri, 19 Mayıs törenlerine bir asker
ciddiyetiyle hazırlanırdı. Bayram töreni, şu anki Ticaret Lisesi'nin
bulunduğu boş arsada gerçekleştirilirdi. Törenler sonunda
öğrenciler, ödül olarak Tecde'ye ve Gündiizbey'e götürülürdü.
O dönemlerde ilkokul öğrencilerinin kıyafetleri; yerli malı
denilen krizet kumaştan siyah önlük, beyaz yaka, siyah ayakkabı idi.
1930'lu yıllarda Malatya'da kız ve erkek öğrenci oranı dengelendi.
O yıllarda sınıf mevcutları 30-40 kişi civarındaydı. Çoğunlukla
öğrenciler ikili otururdu Sabahtan öğlene, öğleden ikindiye kadar
normal eğitim yapılırdı. İsmet inönü'nün Cumhurbaşkanlığı döneminde
Alman Hükümeti, kendisine son model bir laboratuar hediye eder. O da
bunu Malatya Lisesi'ne hediye eder ve kurdurur. Türkiye'de o dönemde
bir benzeri daha bulunmayan bu laboratuar nedeniyle çok ünlü kişiler
yetişmiş ve yurt hizmetine atılmışlardır.
Malatya Lisesi, 1945 yılında yanar. Bünyesindeki tarihi belgelerle
kül olup gider. Bu yangından önce Milli Eğitim Müdürlüğü binası da
bir yangınla kül olup gitmiştir. Bu nedenle Cumhuriyet öncesi ve
sonrası Malatya'da eğitimle ilgili bilgiler, emekli öğretmenlerden
ve eğitimli yaşlı insanlardan derlenebilmiştir.
Malatya'ya bir dönem damgasını vuran Malatya Lisesi, 1960'lı
yılların başında yeni binasına taşınır ve yerini Atatürk Ortaokuluna
bırakır. Yeni binasında Turan Emeksiz Lisesi adı altında başlayan bu
seçkin lisemiz, 1980'li yılların başında Malatya Lisesi adını
almıştır ve bu adla eğitim ve öğretime devam etmektedir.
Malatya'da eğitimden söz ederken Cumhuriyet öncesi Malatya'lı
ünlülerin ilk eğitimlerini yapmak içinse Konya'yı, Antakya'yı,
Diyarbakır'ı, Mısır'ı ve genelde de İstanbul'u tercih ettiklerini
görürüz.
Cumhuriyet döneminde ise Malatya insanı, öğretmen olabilmek için
çevre illerdeki öğretmen okullarına gitmiş, buralardan mezun olmuş,
yurdun birçok yerinde bu kutsal görevi yerine getirmiştir.
Elimizde en eski belgeyi oluşturan Gazi İlkokulu Öğretmen Sicil
Defterini incelediğimizde bu okulumuzda görev yapanların % 90'ının
Malatya dışından, özellikle batıdan olduğunu görüyoruz. Malatya
insanının kendi ilinde görev yapmaya başlaması, 1950'li yıllara
rastlar. Çok nadir de olsa Malatya Akçadağ Köy Enstitüsü
mezunlarının da burada görev aldığına rastlıyoruz.
1940 yılına kadar : i zorluklarla ve sıkıntılarla mücadele ederek
gelen ülkemiz, II.Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle bu defa daha
sıkıntılı bir döneme girer. Savaşa girilmez ama ülke çapında genel
seferberlik ilan edilir. Çeşitli tüketim maddelerinin kullanımı
karneye bağlanır. Özellikle şeker, gazyağı ve elbiselik kumaşlara
karne uygulaması ödünsüz uygulanır. Her aile resine düzenlenen
"Karne" adı verilen belgeler, vatandaşın nüfus cüzdanına "alındı"
kaşesi vurularak dağıtılır.
İlimiz de II. Dünya Savaşı'ndan aynı derecede etkilenir. Elektrik
tüketimi sınırlıdır. Halk, çıra, gaz lambası ve benzeri aydınlatma
araçlarını kullanmaktadır. Halkın en büyük ihtiyacı, gazyağıdır ve o
da karneye bağlanmıştır. Bu nedenle yeterince gazyağı bulunmayan
evlerin çocukları ve gençleri, eğitim ve öğretimlerini sürdürebilmek
için birkaç caddede veya sokakta yanan sokak lambalarının dibinde
sabahlara kadar ders çalışmaktadır. 1941 yılından itibaren yapılan
tasarruf tedbirleri nedeniyle Sümerbank Dokuma Fabrikası'nın
ürettiği kumaş ve bezler de karneye bağlanır. Bu son kısıtlama,
eğitim ve öğretimde de kendisini hissettirir. Veliler, çocuklarına
önlük dahi diktiremez hale gelirler. Vatandaşın bu perişan hali,
okul yöneticilerini etkiler ve duygulandırır. Kıyafet yönetmeliğini
esnetmek zorunda kalırlar. Öğrencilerin çoğu, değişik kıyafetlerle
okula gelir. Ancak bir şartla; yırtık ve kirli kıyafete asla izin
verilmezdi.
Savaşın ikinci yılında, ekmek de karneye bağlanır. Birçok veli,
geçim sıkıntısından çocuğunu okula gönderemez duruma düşer.
1944 yılında II. Dünya Savaşı sona erer. Karne uygulamasına
kısım kısım son verilecektir. Malatya halkı, kendisini çok çabuk
toplar, tarımsal üretime hız verir ve gıdada uygulanan karne
uygulaması kalkar. 1945 yılından itibaren İlimizde karne
uygulamasının hemen hemen kalkmış olduğunu görüyoruz. Bu dönemdeki
ortaöğretim çağındaki gençlerin belleklerinde karne uygulamasının
büyük yer ettiğini, yıllar sonra bile bu uygulamadan acıyla söz
ettiklerini görürüz.
1940'lı yılları anarken Akçadağ köy Enstitüsü'nden söz
etmemek doğru olmaz. Bu okul, Malatya'nın uzun müddet eğitim ve
öğretimine damgasını vurmuştur. Öğretmen yetiştiren bu okuldan mezun
olan öğretmenler, kendilerine verilen idealler doğrultusunda
gittikleri yere, medeniyeti ve bilimi götürmüşlerdir.
Akçadağ Köy Enstitüsü, Akçadağ İlçemizin Hamidiye kışlası mevkiinde
1940 yılında bu adla açılmış, altı ay sonra yerleşim alanının
darlığı nedeniyle istasyona yakın ve enstitü çalışmalarına elverişli
üçbin dönümlük bir alana taşınmıştır.
1941 yazında başlayan çalışmalara beşyüz öğrenci, yüz eğitmen
ve yirmi öğretmen katılmıştır. Başlangıçta arazideki yollar
yapılmış, içme suyu getirilmiş, tarımsal alanlar sulanmaya
başlanmıştır.
1942'de öğretmen lojmanları, yatakhaneler, fırın, çamaşırhane,
mutfak ve elektrik santrali yapılmış, birbuçuk kilometre ilerdeki
Sultansuyu Çay'ından elektrik üretilmiştir.
Enstitüye Malatya, Mardin, Tunceli, Urfa ve Elazığ illerinin
öğrencileri kabul edilmekteydi.
İki yıl zarfında sekiz bin meyve fidanı, otuz bin kavak ağacı
dikilmiş ve yetiştirilmiştir. Köy Enstitülerinin amacı; okulsuz
köyleri en kısa zamanda okula kavuşturmak için, önce eğitmenli
okullar açmak, buradan yetişen eğitmenleri Enstitünün dördüncü ve
beşinci sınıflarında okutup öğretmen olarak mezun etmekti.
Akçadağ Köy Enstitüsü, diğer Köy Enstitüleri gibi ihtiyacı
olan herşeyi, kendi bünyesinde üretmeye başlar ve çevresine de örnek
olmaya başlar.
Enstitü'de kız ve erkek öğrenciler, karma eğitim yapardı.
Uygulamalarda da birlikte idiler. Ancak kız ve erkek öğrencilerin
yatakhanesi ayrıydı.
Akçadağ Köy Enstitüsü; yapı, demircilik ve marangozluk bölümleriyle
yöre halkına da hizmet vermeye başlamıştır. Yöredeki köylerin
katılımıyla bir üretim ve tüketim kooperatifi kurulur.
Enstitü'nün basımevinde, Akçadağ adlı bir dergi de çıkarılmıştır.
Dört yıllık eğitim sonunda başarılı olanlar mezun edilir, herkes
kendi köyüne atanırdı. Okulda dereceye girenler, tekamül kursu için
Sivas Öğretmen Okulu'na gönderilirdi.
Kendi köylerine atanan öğretmenlere arazı tahsis edilir,
demirbaş olarak branşlara göre sanat aletleri verilirdi. Bunun
yanında beslemeleri ve sütünden, yumurtasından faydalanmaları için
inek, koyun, tavuk da verilirdi. Arazinin durumuna göre at, eşek
gibi taşıyıcı hayvanlar da verildiği olmuştur.
Öğretmenlere, harçlık adı altında yirmi lira maaş verilirdi. Öğretmen,
devletin resmi görevlisiydi. Devlete verdikleri taahhütle köylerinde
yirmi yıl kalma sözü verirlerdi.
1946 yılından sonra diğer enstitüler gibi Akçadağ Köy
Enstitüsü de üreticilik özelliğinden vazgeçmiş, klasik öğretmen
okuluna dönüştürülmüştür.
1948 yılında Köy Enstitüleri Kanunu'nda değişiklik yapılır. Öğretmenlerin
ellerindeki demirbaşlar alınıp Maliye'ye devredilir.
Öğretmenler doğrudan maaşa geçirilir. Yüzbeş lira maaş bağlanan
öğretmenler, çocuk başına beş lira ek ücret alırlar. Çocuk parası,
diğer memurlar içinse o sırada on liradır.
1942-1943 öğretim yılında üçüncü sınıfı bitiren erkeklerin
sağlık memuru, bayanlarınsa ebe olarak görevlendirildiği de bir
gerçektir.
Akçadağ Köy Enstitüsü, yapılan kanun değişikliğiyle klasik ilk
Öğretmen Lisesi'ne çevrilir. 1953 yılında öbür enstitüler gibi
Öğretmen Lisesi olur.
Malatya'da 1954-1955 öğretim yılına kadar yalnızca lise
olarak Malatya Lisesi eğitim ve öğretim vermekteydi. 1960'da klasik
lise sayısı ikiye çıkar, 1980'de yirmiye ulaşır. 1997’de okul öncesi
eğitim ve öğretim kurumlan dahil tüm öğretim kurumlarının sayısı
1146'ya ulaşmıştır. Merkez nüfusu 400.000 bin olan İlimizde 35 tane
özel dershane olduğu göz önüne alınırsa, eğitim ve öğretim yönünden
yıllar sonrası kat ettiğimiz mesafe daha iyi görülecektir.
Ancak ilimiz, büyük öğrenci potansiyeliyle yatağına sığmayan
bir nehir gibidir. Hızla bu potansiyeli eğitecek yeterli fiziki
eğitim öğretim şartlarına kavuşmak zorundayız.
|